KİRA KONTRATININ KİRACI TARAFINDAN SÜRESİNDEN ÖNCE TAHLİYE EDİLMESİ

KİRA KONTRATININ KİRACI TARAFINDAN SÜRESİNDEN ÖNCE TAHLİYE EDİLMESİ

İşyeri kiralamalarında kiracı kira sözleşme süresine uymaksızın taşınmazı önceden tahliye ettiği taktirde kira sözleşmesinden doğan borçları makul bir süre için devam edecek, yani kiracı kiralananı tahliye etmiş olsa dahi kira ödeme borcu derhal son bulmayacaktır. Bahsedilen Makul Süre yargılama esnasında mahkeme tarafından belirlenecektir. Konu ile ilgili Yargıtay kararı;

T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

2017/3331 K. 2018/6999

25.6.2018

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı ile aralarında 01.09.2011 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, 26.12.2012 tarihinde davalı aleyhine başlattığı takipte 2012 yılı Ağustos ayına ait 5.400.-TL bakiye kira alacağı , 01.09.2012- 31.08.2013 kira dönemine ait kira alacağı ve 20.423.-TL aidat alacağı toplamı 169.823.-TL alacak isteminde bulunduğunu, davalının itirazı üzerine açtığı iş bu davada ise davalının dönem sonu tarihi olan 31.08.2013 tarihine kadar kira bedellerinin tamamından sorumlu olduğu halde kiralanana ait anahtarları 16.01.2013 tarihinde habersizce notere teslim ederek kiralananı tahliye ettiğini, davalının 2012 yılı Ağustos ayı kira bedeli bakiyesi 5.400.-TL, 2013 yılı beş aylık ödenmeyen kira bedeli, üç aylık makul süre kira bedeli ve 20.423.-TL aidat bedeli toplamı 121.823.-TLden sorumlu olduğunu belirterek belirtilen miktar yönünden itirazın iptalini, takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda; Taraflar arasında 01.09.2011 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede süre bitiminden itibaren iki ay önce kiraya verene feshi ihbar tebliğ edilmesi suretiyle sözleşmenin kiracı tarafından sona erdirilebileceği kararlaştırılmış olup kiracının bu ihbar şartına uymadan ve sözleşme süresi dolmadan sözleşmeyi feshederek, 16.01.2013 tarihinde taşınmazı tahliye etmiş olduğu anlaşılmaktadır. TBK un 325. maddesinde; "Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği taktirde, kira sözleşmesinden doğan borçları kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulunması halinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer" düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda taşınmazın yeniden kiraya verilebileceği makul süre üç ay olarak belirlenmiş olup, kiracının belirlenen üç aylık makul süre tazminatından sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu kapsamda Mahkemece anahtarın notere tesliminin davalıya tebliğ edildiği 18.01.2013 tarihi tahliye tarihi olarak kabul edilerek bu tarihe kadar kira bedeli bu tarihten sonra da üç aylık makul süre tazminatı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK un geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yazıcı Görünümü Facebook Twitter Google+ Pinterest LinkedIn Blogger Email